Sabahları artık hafif bir serinlikle uyanıyoruz, gardıropta hırkalar öne geçti bile. Peki makyaj çantan hâlâ temmuzda mı yaşıyor? Mevsim dönerken yalnızca kıyafetler değil, renkler ve dokular da değişir. Yazın aydınlık, nemli, bronz havası yerini yavaş yavaş sonbaharın derin ve sıcak tonlarına bırakır. Bugün seninle makyajı güze taşımanın inceliklerini paylaşacağım: tenden başlayıp göze ve dudağa, oradan küçük püf noktalarına uzanacağız.

Gardırop tarafını zaten konuşmuştuk; yazdan sonbahara geçiş kombinlerini anlattığım yazı bu rehberin kıyafet ayağı sayılır. Şimdi sıra yüzde.

Tenden Başla: Işıltıdan Sıcaklığa

Yaz makyajının olmazsa olmazı o nemli, güneş öpmüş görünümdü. Sonbaharda bu etkiyi biraz sakinleştirmek işine yarar; mevsimin ruhu daha mat, daha kadifemsi bir bitişten yanadır. Fondötenini tamamen değiştirmene gerek yok, üzerine aldığın ürünleri değiştirmen çoğu zaman yeter.

Bronzlaştırıcıyı bir kenara kaldırmadan önce dozunu azaltarak başla. Yazdan kalan bronz ten kaybolurken fondöten tonunu da gözden geçirmekte fayda var; yaz sonu ten rengi çoğumuzda birkaç hafta içinde açılır ve temmuzda birebir uyan fondöten eylül sonunda koyu kalabilir. İki tonu karıştırarak kullanmak, bu ara dönemin en pratik çözümüdür.

Kapatıcı da bu mevsimde başrole yakındır; ışığın azaldığı aylarda göz altı gölgeleri daha belirgin görünür. Doğru ton seçimini ve uygulama tekniklerini kapatıcı rehberimde uzun uzun anlatmıştım, buradan devam etmeden ona bakabilirsin.

Allıkta ise şeftali ve pembe tonlarından, gül kurusu ve tarçın gibi ısınmış tonlara geçmek mevsimin en zahmetsiz dokunuşudur. Tek bir allık değişimi bile yüzün mevsimini değiştirir desem abartmış olmam.

Gözler: Toprak Tonlarının Sahnesi

Pencere önünde mermer tezgahta duran üç toprak tonunda ruj, arkada bulanık makyaj fırçaları

Sonbahar, göz makyajında toprak tonlarının mevsimidir: taba, tarçın, bakır, hardal, zeytin yeşili ve derin kahveler. Bu renkler kahverengi gözleri derinleştirir, yeşil ve mavi gözlerde ise tatlı bir kontrast kurar.

Gündüz için tek renk yeter: göz kapağına parmakla yayılmış mat bir taba ya da hafif ışıltılı bir bakır, kirpik dibine çekilmiş kahverengi bir kalemle tamamlandığında hem derli toplu hem zahmetsiz durur.

Akşam içinse sonbahar buğulu gözün mevsimidir. Yazın parlak, ışıltılı göz makyajı serin akşamlarda yerini dumanlı kahvelere ve bordolara bırakır. Adım adım bir anlatım istersen buğulu göz makyajı rehberim tam bu iş için yazıldı; oradaki tekniği gri ve siyah yerine kahve ve bakır tonlarıyla uyguladığında sonuç tamamen güz olur.

Kaşları da unutmayalım: yazın açılan kaşlar mevsimle birlikte koyulaşan saç rengine uyum istesin diye bir ton koyu kaş ürünü denemek, yüzü toparlayan küçük sırlardandır.

Eyeliner tarafında da mevsimin bir önerisi var: simsiyah grafik çizgiler yerine kahve tonunda, hafif dağıtılmış bir çizgi güz makyajının yumuşaklığına daha iyi oturur. Siyahtan vazgeçemem diyorsan çizgiyi inceltip kirpikleri güçlendirmek de aynı dengeyi kurar. Maskarada ise kahverengi denemek, özellikle gündüz makyajında yüzü belirgin biçimde yumuşatır; ilk denemede aynada göreceğin fark seni şaşırtabilir.

Dudaklar: Mevsimin İmzası

Sonbaharı bir ruj tonuyla anlatacak olsam kiremit derdim. Kiremit, tarçın, gül kurusu, bordo ve kahve alt tonlu kırmızılar: hepsi bu mevsimin doğal paletidir. Yazın parlak pembeleri ve mercanları nasıl güneşle anlam kazanıyorsa, bu tonlar da kazakla, yağmurla, erken kararan akşamla anlam kazanır.

Mat bitişli rujlar mevsime çok yakışır ama dudak nemini de yanında ister; altına ince bir dudak bakımı sürmek matın rahat taşınmasını sağlar. Gün içinde tazelemesi kolay bir seçenek istersen, parmakla yayılan krem ruj ve dudak kalemi ikilisi hem doğal hem dayanıklıdır.

Bir küçük oyun daha: aynı bordoyu hem dudakta hem yanakta kullanmak, son yılların sevilen tek palet görünümünü verir ve çantada da yer kazandırır. Koyu tonlarda dudak kalemi kullanmak da bu mevsimde önem kazanır; bordo gibi renkler taştığında hemen belli olur ve ince bir kalem çizgisi rujun bütün gün yerinde durmasını sağlar. İlk kez koyu ruj deneyeceksen, rengi önce dudağın ortasına basıp parmakla yayarak buğulu bir başlangıç yapabilirsin; alışınca tam kapatmaya geçersin.

Küçük Dokunuşlar ve Geçiş Takvimi

Ahşap masada kuru sonbahar yaprakları arasında açık duran gül kurusu allık ve yanında bir bardak çay

Mevsim geçişini tek günde yapman gerekmiyor; bence en şık geçiş kademeli olandır. Hem cüzdan da bunu sever: her mevsim çantayı baştan kurmak yerine iki üç doğru parçayla paleti döndürmek yeterlidir. Eylülde allığı ısıt, ekimde göz paletini değiştir, kasımda bordolara geç. Böylece makyajın mevsimle birlikte, zorlamadan olgunlaşır.

Tırnakları da geçişe dahil et: yazın neon ve pastel tonları yerini şarap kırmızısına, koyu yeşile, sütlü kahveye ve donuk gül kurusuna bırakır. Elleri sık yıkadığımız serin aylarda tırnak çevresini nemli tutmak, ojenin ömrünü de görünümünü de değiştirir.

Bir de kokuyu ekleyeyim; makyaj çantasının komşusudur ne de olsa. Yazın hafif, çiçekli ve deniz esintili kokuları güzün yerini daha sıcak notalara bırakır: vanilya, sandal ağacı, baharatlı tonlar. Kıyafet gibi koku da mevsimle değişince, güz hali tamamlanır.

Doğallıktan da vazgeçme. Sonbahar tonları koyulaştıkça elin ağırlaşabilir; oysa güzün ruhu abartıda değil sıcaklıktadır. Az ürünle çok etki almanın yollarını doğal görünümlü makyaj yazımda anlatmıştım; o ilkeler bu mevsimde de geçerlidir.

Son bir hatırlatma: bu yazıda konuştuğumuz her şey renk ve görünüm tercihi. Cilt sağlığıyla ilgili bir sorun yaşıyorsan makyajla kapatmaya çalışmak yerine bir uzmana görünmek her zaman en doğrusu.

Bugün seninle makyajı yazdan güze taşımanın yollarını paylaştım: teni sakinleştirmek, gözleri toprak tonlarına emanet etmek, dudakta kiremidi ve bordoyu sahneye çağırmak. Küçük adımlarla dene, sana en çok yakışanı seç ve mevsimin tadını çıkar.

Makyaj tazelendi; şimdi bir kahve molasını hak ettin. Fincanı da Falcı Bacı’ya uzat.

Kaave Android uygulaması için tıkla.

Kaave iOS uygulaması için tıkla.